24 Ekim 2009 Cumartesi

seni özlediğini söyledi*

ne ?
seni özlediğini söyledi
ne ?
seni özlediğini söyledi
ne ?
büyük şoklar.
sevinç.
her şey karışık.
açıklayamama.
hafif bi acıma.
sonrasında gelen umursamazlık.
umursamazlığın yarattığı rahatlık hissi.
aynı zamanda sıkıntı.
tekrar tekrar okursun.
seni özlediğini söylemiş.
inanabiliyo musun ?
bilinçaltının bilinçüstünü ziyareti bu olsa gerek.
zaten bilmiyo muyduk titanik'in batıcağını ?
Alf'in kahverengi olduğunu ?
nutella'dan başka mükemmel pate a tartiner olmadığını.
ama bunu bilmiyoduk.
seni özlediğini bilmiyoduk.
fala inanmam diyenlere şöyle bi bakarım.
onlar da kesin benim gibidirler de göstermiyolardır.
fala inanırız biz.
ama inanmaktan korkucağımız için baktırmayız.
ya kötü bişey derse ?
ya canımı sıkarsa ?
ama seni özlediğini söylemesi.
işte onun gibisi var mı.
beklemediğin anda.
bir anda.
özlemiş seni.
uçuyordu havalarda.

s*

22 Ekim 2009 Perşembe

intercultural relationships*

o kadar çok şey biriktirdim ki yazıcak bazen unutuyorum da.
ama şunu anlatmam gerek.
geçen gün dersteyiz.
hocamız tahtaya bir yuvarlak çizdi.
bölümlere ayırdı.
sonra bölümlerin yüzdelerini yazdı.
biz buna ne deriz?
pie graphic ya da pasta grafiği falan.
fransızlar CAMAMBERT (bir peynir türü) grafiği diyolar.
hoca bunu dediği an tepinerek gülmeye başladm.
tabi normal olarak açıklama beklediler benden.
bende onlara:
Mais madame vous etes tres française!!!! dedim.
tamam peyniri ünlü fransızların ama bu kadar olmaz.
çok teşekkür ederim.
camambert grafiğini de öğrendim ya.
---
bugün de hademe bayanlarla sohbet ediyodum.
baktım crocs giyiyolar.
dedim size elektrik çarpıyo mu kapı kollarına dokununca?
biz alıştık kızım dediler..
ama kapı koluna bi fular bağlarsan elektrik çarpmaz dediler.
mantıklı tabi.
fularımı bağladım.
sabahları rahatlıkla tolete gidiyorum =)
to be continued...

s*

11 Ekim 2009 Pazar

entourage*

her entourage izlediğimde çok garip şeyler hissediyorum
inanılmaz güzel bi dostlukları var
ve gerçekten kendimi orda hissediyorum.
kendi dostlarımı özlüyorum.
özlemem fransa da olduğum için olsa da.
normalde de sahip olduklarımızın farkına varmamı sağlıyo
evet 20 dakikalık HBO dizisi sayesinde oluyo.
vince, E, Drama ve Turtle gerçekten bana benim sahip olduklarımı hatırlatıyo..
hoşuma gidiyo.
elimde soda şişesindeki biramı içerken
entourage beni başka diyarlara götürüyo..
kızlar,
sizi seviyorum.
ne halt ederseniz edin.
sizi çok seviyorum.
s*

10 Ekim 2009 Cumartesi

la différence d'entertainment*

evet kocaman bi fark var.
fransız eğlence anlayışıyla
benim kendi eğlence anlayışım arasında ÇOOK BÜYÜK Bİ FARK VAR.
eğlenmeyi bilmiyolar demek istemiyorum.
ama hayır yani.
bu farklılık zaman zaman canımı çok sıkıyo gerçekten.
ama zaman zaman öyle güzel oluyo ki =)
paylaşiyim dedim.

s*

7 Ekim 2009 Çarşamba

dışavurum no:439840340734*

süper paranoyak,
şizofren,
deli manyak,
stalky,
çatlak kişiliğim bir yana.
diğer her sey bir yana.
megolomanlığım tuttu.
ay daha ne kadar devam edicek yani.
durul durul hop ilgi çukuruna atlamaya çalış.
ilgiyi aldın evet ama görmüyosun.
işine yaricak mı ?
öf.
baydın,
baydım,
vallahi baydılar..
bye.

s*

5 Ekim 2009 Pazartesi

özledim hafiften.*




internetim bağlanmadığı zamanlarda.


şu koca Fransa'da.


seneler evel çekilmiş ama hatırlamadığım videoları buluyorum.


bilgisayarda.


o kadar komikler ki.


her izlediğimde gerçekten ağlıyorum bi parça.


bu kadar duygusallık iyi diil.


özlemeyle çılgına dönmek arasındaki ince çizgiyi taşırmamam gerekiyo.


demin izledim.


aliş'in kimseye göstermemi istemediği dansını..


sinem'le idil'in seneler evelki hallerini..


mendiyle rositanın duman konserinde beklenmedik şekilde kopuşunu..


meral'le cemrenaz'ın çıldırma saatlerini..


annemin çılgınlıklarını..


allie'nin dilini deldirmesini..


rosita'nın taklitlerini..


sinem'in taklitlerini..


melis'in komikliklerini..


emir'in piano çalıp fransızca konuşmaya çalışmasını..


asım'ın türlü deliliklerini..


serge'in taklit bombardmanlarını..


elif,sinem,meral,idil,melis,duygu,cemrenaz'ı..


NDS'deki manyakları..


açıkçası..


hayatımın boşluktan ibaret olmadığını gösteren..


aksine 'PARDON BURASI DOLMUŞ' geyiğini hatırlatan her şeyi severek izliyorum.


üzgünüm..


dolu dolu seneler geçirmişim..


teşekkür ederim Yukardaki.




miss you all.




s*


4 Ekim 2009 Pazar

litrelik bardaklar*

evet oktoberfest yorgunuyum.
nedir öyle 1 litrelik bardaklar anacım.
iç iç bitmiyor.
neyse eğlendik biz de baya bi =)
seneye yolumuzu gözlerler heralde ordakiler.
sayemizde baya eğlendiler.
aslında bi mesaj bırakmak istiyorum.
ama gelmesi mi gerek önce?
sildim yedim bitirdim.
ha sonra süpürdüm.
tozlar kaldı birazcık.
üstü kapalı yazma sanatını ne zaman tam olarak öğrenicem ?
şu anda dersine girmediğim
notunu almadığım bir ödevi yapıyorum.
cok zekiyim galiba.
kendime inanamıyorum.
ara sıra özlüyorum.
ama üstünden geçen aylar beni durduruyo kimi zaman.
bakıyorum.
bazen rahatlıyorum.
kontrol altında olmasını seviyorum.

s*

1 Ekim 2009 Perşembe

c'est la raison pour laquelle*

eskiden ne güzeldi durumu
evet eskiden ne güzeldi diyoruz hep
ama eski adı üstünde 'eski'
artık bitmiş
şimdi öyle diil.
sora diyoruz ki
ama bana böyle böyle demişti
e bunu da eskiden demedi mi ?
fikrini deiştirdi şimdi işte.
kimsenin lafına güvenmemek lazım
gerçekten
hepimiz böyleyiz ama bu karşımızdakilerin suçu diil sadece
bu bi suç diil zaten
kimse dediği her şeyi uygulamaz
uygulayamaz.
şimdi blogumu takip edenler bi olay yaşadım da bunları yazıyorum sanabilirler
ama korkmayın
sadece aşk-ı memnu izlerken adnan bey'in eskiyi düşündüğü sahneyi
gördükten sonra aklıma geldi.
evet bihter eskiden adnana karşı daha ilgiliydi cünkü o zamanlar behlül daha
meydanda yoktu.
c'Est pour ça qu'elle est comme ça.
özür dilerim bazen fransızcası geliyo.
tutmiyim diyorum kendimi ahahah =)
sonuç olarak
bu yazıyı tamamen alakasız bir şekilde
süper ingilizce hocam 'esra hoca'nın lafıyla bitirmek istiyorum.

**first love never dies , it kills.**

ayrıca şu anda somon yesem mi yemesem mi savaşı veriyorum kendi içimde
sonucu size yarın söyleyebilirim.
cünkü bugün , yarın eskide kalmış olacak.
öyle değil mi ?

s*