27 Şubat 2009 Cuma

pembe&vıcıkvıcık*


elimden kayanlar..
tutamadıklarım..
farkında mıyım..
bazen olmuyosun ..
bazen düşünmüyosun..
sadece geçen bi kuş sana neler anımsatıyo..
yolda yürürken..
bağıran bi adam..
içindeki..
çocukluğundaki günleri hatırlatıyo..
unutulmazlar onlar..
hiçbişeyi unutmayız..
şu beyin dediğimiz varya..
öyle büyük ki..
öyle akıllı bişey ki o..
minnacık bi kısmının içine neler kaydediyo..
kameraman gibi..
silinmeyen görüntüler..
silinmeyen anılar..
hisler..
o hisleri hissetmek cok zor diil..
mesela alınan bi koku..
işitilen bi ses..
direk geri dönüş sağlıyo..
bi anlık sadece çok küçük bi anlık..
Marcel Proust'un düşündüğü onayladığı gibi..
minik rastlantılar ..
insanlara saçma gelen olaylar..
bazen cok şey hatırlatıyo..
bi de beyin kamerasının sınırsız çekim kapasitesi yok mu..
var tabi..
sadece onları gizlediği yerler farklı..
bazıları çok derinlerde..
istemediğimiz onları dışladığımız için..
bazıları ise her an tetikte..
beni düşün' diye yalvaran kayıtlar..
ve dış dünyada buldukları her fırsatta ortaya çıkmak isteyenler..
evet kafamızın içindeki..
saçlarımızın yer aldığı derinin altında..
o pembe vıcık vıcık sulu şey varya..
işte o yaratılan en üstün varlık..
herşeyin sahibi o aslında..
o yaşatıyo bizi..
o yönlendiriyo..
bu yüzden..
onunla uyum içinde yaşamak zorundayız..
ki yaşıyoruz da..
inanılmaz ya..
size de öyle gelmiyo mu !?

serena 'o6

ağlayabilite'm*




mesela bi yerde oyunculuk yapsam.


ağlamamı isteseler.


durup dururken ağlayamam belki ama ,


kendimi ağlatmak konusunda , kendim hakkında öğrendiğim bi kaç küçük nokta var.


şöyle sıralarsam;


sınıf arkadaşlarımın lise sonda yazdıkları yıllık yazılarını okumak,


Uzay Heparı ile ilgili herhangi bir şey okumak,


2-3-4 yaşındaki doğumgünü videolarımı 7 dakikadan fazla izlemek,


Sex and the City'den belirli 5-6 bölümü izlemek,


son olarak ise 'Stand by Me' şarkısını dinlemek.


bunlar daha bugüne kadar keşfettiklerim.


belki daha fazlası da vardır.


kimbilir..


manzararesmiolmak*


peki neden sürekli aynı pozu verir insanlar?
neden herkesin tek bi şekil gülüşü var da..
her resimde her karede farklı diil..
insanlar neden 'hadi toplu resim çekiyoruz' diyince hemen anında kollarını birbirine atar..?
ve durulan yerde boy sırasına geçer ..
2 li sıra olur arkalı önlü..
nedir yani ?
dünyada vericek başka poz mu kalmadı ?
ya da hep aynı surat ifadesi..
n'olur da bi keresinde üzgün yüz yapsak..
ya da sinirli..
ya da şaşkın...
ya da bi keresinde kameraya bakmasak ?
ki coğu insan yapıyo bunu tabi de..
yinede genelleme yaparsak..
objektifle göz teması olmak mı zorunda..
evet maalesef öyle oluyo..
bakın fotomodellere ve onlara poz verdiren fotoğrafçılara..
her seferinde farklı makyaj , farklı fon kullanmaları..
en azından küçük bi değişiklik..
farklılık ..
eskiden bugüne yeniye doğru biraz olsun gittiğimiz gözükse..
kendimiz için en azından..
neden mi kendimiz için ?
insanın doğasında elbet var sıkılganlık..
bunu aşmak lazım..
hani çok içimizden gelir birsürü manzara fotoğrafı çekeriz..
sonra da tab ettirir ve en hızlı onları geçeriz..
çünkü sıkılıyo insan ..
yeşillik çimenlik deniz güneş batımı v.s.
onlar o anı orda yaşarken güzel..
evet ki fotoraflar güzel anılardır fakat bize o zamanı tekrar yaşatamazlar..
sadece yardımcı olabilirler..
o yüzden manzara resimleri tekrar tekrar bakılmayan tek resimlerdir..
bana kalırsa..
kimse manzara resmi olmasın..
biraz deişiklik..
en azından bi bakış başka yere yöneliş..
deişik bi gülüş..
doğal bi poz..
kendimizi,arkadaşlarımızı tekrar tekrar mutlu bi biçimde görmek..
hatırlamak için..
fotoğrafa canlılık katmak insanın elindedir..
oysa makine kendi başına bir hiçtir..
canlandırın ..
farklılaştırın..
minik de olsa deişiklik yapın..

serena 'o6

23 Şubat 2009 Pazartesi

30M'nin arkadaş canlısı insanları*


Durakta bekliyorum..

Eve 15 dakkada gitmek varken üşengeçliğim yüzünden 1 saat süren otobüsün yolunu gözlüyorum.

Derken sahip olduğum 1 saatimi süper geçirmemi sağlayan eski yeşil-sarı camlı gözlüklü , deri ceketli Kemal Abi geliyor. ( Kemal Abi onun gerçek adı değil , muhabbet o kadar sardı ki adını sormayı unuttum , bu yüzden artık adı Kemal Abi).

Kemal Abi ıslak olmasına rağmen yanıma oturdu.

Şu yandaki okuldansın galiba ? dedi.

Nerden anladığını anlamadım ama kafamı salladım.

Ayrıca 'evet' dedim , hani o garsonu çağırırken ciddileşen , hafif cilveli ses tonumla.

Benim ikizlerim var dedi. Yani ?

Biri ordan biri burdan mezun.

-Allah bağışlasın Kemal Abi.

Oy vericen mi kızım ?

-Kısmetse.

(Otobüs duraklarında gördüğüm insanlara genelde politik görüşlerimi açıklamama taraftarıyım.)

Nerelisin kızım ?

-Buralıyım.

Çok güzel.

Otobüs geldi. Kemal Abi'ye önce siz geçin , buyrun dedim.

Hayır efendim ülkemizin geleceği önce geçicek dedi. İçimden güldüm çok özür dilerim =)

Oturduk.

Yanımıza başka bi adam geldi Kemal Abi yer vermek istedi ama 'Bay Zeytinyağı' ona izin vermedi , hayır Kemal Abi sen oturucaksın dedi.

Neden 'Bay Zeytinyağı' ?

Adam aklıbaşında düzgün bi adam.

Belli ki canı sıkılmış muhabbet arıyor. Baktı Kemal Abi ve ben harıl harıl muhabbet ediyoruz , tutamadı kendini ve muhabbete atladı.

Önce zeytinle alakası olmayan muhabbeti zeytine ordan da zorla zeytinyağına getirdi.

Kemal Abi inene kadar zeytinin bütün familyası hakkında bildiklerini anlattı , ama nasıl anlatıyo görseniz , nasıl bi içtenlik. Aralara da zeytini ve yağını ne kadar çok sevdiğini sıkıştırmaktan da geri kalmıyo.

Bu muhabbet Kemal Abi inene kadar devam etti.

Daha sonra 'Bay Zeytinyağı' indi.

En son da ben.

İndiğimde halen içimden gülüyodum çünkü 1 saatlik yolculuk süper zevkliydi!

Kemal Abi ve 'Bay Zeytinyağına' burdan teşekkürlerimi sunuyorum umarım bindikleri her otobüste bilgilerini paylaşmaya devam ederler. İletişim gerçekten güzel şey.



22 Şubat 2009 Pazar

hayaLmeyaL*

aydede bi kurabiye..
kalemler çubuk kraker..
silgi erimeyen kaymaklı dondurma..
çarşaflar 'çok şeker'deki kırmızı düz şeker..
hoparlörün önündeki hafif delikli kısım kağıt helva..
yıldızlar cips..
yağan kar nutella..
tır tekerlekleri kocaman simitler..
trambolinden çok malzemeli pizza..
çimenler yeşil şekerler..
saçlarımız pamuk şeker..
pempe pancurların hepsi pasta..
çatılar üzümlü kek..
zarlar kesme şeker..
avize elmasları hamburger ekmeği..
bütün ders kitapları birer sufle..
sınav kağıtları krep..
dolapların kulpları dil peyniri..
taksiler fırında makarna..
kolye uçları birer draje..
nehirlerin suları rakı..
bütün meteorlar pırasa köftesi..
yorganlar muhallebi..
koltuklar cheese cake ya da
odamın halısı ketçaplı tosttan meydana gelseydi nası olurdu?
bence çok güzel olurdu..
ama gerçek mi..? hayır diil..
dünyanın kimyasını deiştirebilmeyi gerektirir bu tip şeyler..
onu yapabilir miyiz peki ?
bunun 2 cevabı var..
evet.. ya da hayır..
hayır mı?
hayır..hayal gücü olmayanlar için ideal bi yanıt..
evetse..
hayal gücünü bi an olsun kullanıp burayı unutup başka yerlere gidebilenlerin cevabı..
evet gerçekte belki dünyanın kimyasını değiştiremicez ama en azından kendi içimizde..
nasıl ki hem réel sayıları hem de bunun yanında irréel sayıları da öğreniyosak..
nasıl ki i² = -1 olabiliyosa..
biz de bazı kurallara karşı gelip işin öbür tarafına elbet ulaşabiliriz..
sadece hayal gücü..
ne zarar verebilir ki size.. hayatınıza..?
hiç..
sadece biraz mutluluk biraz kafa dağıtmaca biraz eğlence ve biraz....
katar ..
o kadardır hayal gücünün işlevi..
günde 1 saat hayal kurmak diğer kalan 23 saate o kadar iyi gelicektir ki..
hadi yine iyisiniz sizin için sayısal açıklama yaptım..
ah şu büyükler..

serena 'o6

anılarlayaşamak*




kar yağıyor..
güzel bi sabah tabi her yer bembeyaz..
salona gittim kavaltı edeyim die..
bi döndüm içeri..
bütün çekmecem boşaltılmış..
anneeeee!! ne bu çekmecenin hali!?
yeter düzelt artık senelerdir aynı durumda..
neymiş ?
anılarla yaşadıkça geçmişten kopamazmışım..
hep orda yaşar dururmuşum..
aslında bi an ilginç geldi..
yenilik lazımmış..
deişiklik lazımmış..
eskiye dönük yaşam bi şekilde bağlarmış insanı..
evet anılar saklanmalı bazen..
ama gözden uzak.. sürekli görülecek biçimde değil..
herangi bi kutuda.. bi dolapta..açılmayan..
anılar çok değerlidirler..
bazen onları kaldırmak sanki ihanet gibi gelsede asıl gereken budur..
fotoğraflar..
onları salonda , odalarda tutuyoruz belki ama..
gözümüz o kadar alışıyoki bi yerden sonra farkedemez hale geliyoruz..
ha evet orda bişey vardı ama neyse ya..
anılarla yaşanmazmış çok..
bence yaşanabilir bi süreliğine..
ya da ara ara ..
ama annemi üzmedim tabi o görmeden sakladım istediklerimi ama yinede haklı biraz..
beni beraberinde götürücek , çekmecemdeki anıları koydum kutulara..
ders notlarımı özetlerimi dosyaladım..
ne derli toplu kız oldum ben hah..
kısacası anılar bi zaman sonra hatırlandıkça değerlenir güzelleşirler..
bi hatıra defterini okumak..ya da seneler sonra sakladığım şeylere bi göz atmak..
bana alınan hediyelere bi daha bakmak biraz kurcalamak..
ya da en güzel ne biliyor musunuz
hiç beklemediğin eski bi pantolonunun içinden para çıkması!!
en güzel o olsa gerek dimi..
neyse ya..
geçmişle yaşamamalı ama geçmişi unutmamalı bana kalırsa..
yarını da göz ardı etmemeli..



serena 'o6
January 25

ilkyazı*


İlk yazı gerçekten zorluk sınırlarını fazlasıyla aşan , içimden geleni inadına anlamsız da olsa dışa vurduran , gerektiğinde susturup baktıran.
Ayrıca ben bu virgülün iki yanına da boşluk koymak istiyorum. Sonra kendimi kötü hissediyorum. Neden ?
Çünkü ( çünküyle cümleye başlanmaz ) kelimeden sonra virgül konur ondan sonra tek boşluk bırakılır. Bize böyle öğrettiler. Görüntü açısından kaygılarım olsa da uyguluyorum.İşte ilk yazıda böyle zorlanıyorum. ( Konu değişmiyorsa yeni paragrafa başlanmaz) (Ayrıca paragraf başları bi parmak içerde olur ) . Parantez açtıktan sonra boşluk bırakılır mı bilmiyorum ama benim kafamda bırakılır.
Bırakılmalı da.
Eski günlerin hatrına***