30 Aralık 2010 Perşembe

hayat açık büfe çin yemeğidir *

ah 2010.
ne seneydin be annem ya.
acısıyla tatlısıyla demicem cünkü acaip bi karmaşa.
3-5 dönem bi arada yaşadım şaka gibi.
fransa + boş gezen + tur şirketi stayla + ada madness + okulun son senesi başlangıcı.
vay be.
rutinin 3948349 bozuluşu.
yeni rutinler yaratmaca.
serena gülüm ya sen neler yaptın ya ?
ama 2010 cok iyi geldi açıkçası.
neler öğrendim ?
insanları tanıdım.
her çeşit, her yerden, her memleketten insan tanıdım.
çok gördüm diyorum ama..
öyle abartmıyorum..
kendime göre çok gördüm diyelim.
çok gördüm, çok güldüm, güzel ağladım.
üzüldüm ağladım.
sevindim ağladım.
saçmaladım ağladım.
zorladım ağladım.
ah ne çok ağladım.
ama çok rahatladım.
doludolu bi sene.
anlatsam kitap olur cinsinden.
çok güzel insanlarla tanıştım.
(bunu daha evel söyledim ama sıfatı değiştirerek devam edeceüm)
beni tanıyan insan sayısının çok da fazla olmadığını öğrendim.
tanıdığını sananları da tanıdım.
çok narsistim.
kendime tapıyorum.
ne dedim ben ? bencildir insan.
insanız hepimiz.
benciliz her birimiz.
dün açık büfe sınırsız çin yemeği yedik.
5 tabak falan değiştirdim.
3 kase de çorba içtim.
oh olsun.
acısını çıkardım tatmak istediğim her şeyin.
ondan da ondan da.
neye bağlicam biliyo musunuz ?
o büfede o kadar çok çeşit var ki;
insanın gözü dönüyo,
bi anda her şeyden deli gibi alıyosunuz,
sonra?
2 lokmada tıkanıyosunuz.
ama ben naaptım ?
önce 1 tabak çorba içtim,
midemi açtım.
sonra azar azar özenle aldığım bütün yemeklerden yedim.
gittim aldım yine yedim.
AMA AZAR AZAR.
öyle çok değil ki.
diğerini tadarken ki zevkim gitmesin halen aç olayım diye.
hayat da böyle.
açık büfe çin yemeği gibi.
çok farklı tadlar, insanlar var.
bokunu çıkarmadan.
azar azar yaşayacaksın ilişkilerini.
dengede tutucaksın.
o dengeyi bozmicaksın.
noodle'ı bi tabak almicaksın.
azıcık noodle, azıcık tatlı-ekşi tavuk- 1 börek, 1 çin mantısı...
'çok' çok zararlı.
midene oturur.
abartırsan.
kandırmayı öğrendim kendimi.
dobra olmak nereye kadar.
şişmanlatmıyo sanıyosun ya içinde sebze var diye.
yok efendim.
öyle bi şey yok.
ne kadar da sebze olsa onu kızarttıkları yağ paha biçilemez.
herkesin de böyle yanları var.
biraz iyi biraz kötü, biraz zararlı biraz öyle biraz böyle..
her zaman iyi yanlarını alamazsın.
unutma ki sebzeler de yağla kızarır.
bu da son sözümdür.
HAYAT AÇIK BÜFE ÇİN YEMEĞİDİR.
AZAR AZAR HEPSİNDEN YİYECEKSİN.
Bİ ANDA SALDIRMADAN.
DENGELİCEKSİN.

2o1o bu da sana son lafım;
Beni mutlu ettin, beni üzdün, beni sıktın ama..
Beni adam ettin, insan olduğumu bir kez daha gösterdin.

Kendine iyi bak!
Au revoir!

s*

25 Aralık 2010 Cumartesi

aynalaraküsmüşün*

yapıcak bi şey yok tabi.
o kadar can sıkıntısına ne iyi gelebilir ki ?
kolay mı peki böyle.
soruya soruyla cevap vermek.
ancak iyi bi cevabın olmadığında olur.
korktuğunda, tepkiyi tahmin edemediğinde..
karşındakini tanıyamadığında.
soru sorarsın.
cevaplardan kaçarsın.
neden kendine bu acıyı çektiriyosun ki?
neden üzüyosun ?
bu kadar basit bi şey için.
kendini dünyanın merkezinde sanmak çok kolay.
çünkü direk ortaya koyuyosun.
yer/yön problemin olmuyo.
belki de o sana gönderilmiş bi hediyeydi.
öyleydi.
değerini bilemedin belki de.
şarkı sözüne benzedi bi an yukardakiler.
ama şöyle ki..
bir şarkı kadardı zaten.
noluyo biliyo musunuz
karşımıza çıkıyolar beklemedik anda.
fırsatlar.
ama o fırsatlar ne zaman ki
sinir yapıyolar, geleceği kapatıyolar,
ilerisini göstermiyolar, can sıkıyolar..
işte o zaman geçersiz oluyolar.
ben böyle fırsatın... diyoruz.
hediyene çok iyi davrandın.
hediyen de beklemiyodu bu ilgiyi senden.
onu kucakladın.
yanına aldın.
ama kendini daha çok seviyosun.
olay orda.
ÖNCE, herkesten önce kendini seveceksin.
yoksa yaşayamazsın.
hani böyle 'inanılmaz aşklar' var ya.
onlar da bile kişi ilk kendini düşünür.
kendi mutluluğunu.
karşındakini düşündüğünü sanar, çok aşıktır.
ama aslında karşındakinin mutlu olması,
onun mutluluğu olduğundan, bak dönüşlü fiil gibi..
yine kendisi için.
sevilmeyi çok seviyoruz.
değer verip/alırken problem yaşıyoruz.

bu gerçekten böyle.
benciliz.
ama bencil negatif anlamda değil.
bencil olmak zorundayız.
sen, kendin.
çok önemlisin.
şimdi bi düşün,
ya aynalar olmasaydı ?
ya yanımızdaki tarif etmek zorunda olsaydı bize kendimizi ?
hah işte o zaman çok zorlanırdık.
bizi, bizim gördüğümüz kadar güzel göremez hiç kimse.
bencil yaratıklarız.
aşk oyununda bile.

s*

19 Aralık 2010 Pazar

not*

tamam dedi.
bugün milat olsun yarın pazartesi.
bi yerden başlamak lazım.
daha kaç kişiden dinlicek ki yanlıs olduğunu.
çekidüzen lazım biraz.
çekidüzen derken;
eskiyi hatırlamalı.
eski neydi ki?
bu yazının melankolik gözükmemesi gerek aslen.
diil cünkü.
yeni bi şey farklı bi şey.
aslında olay çaat bi nokta koyup değişmek diil.
sadece farkında olmak.
coktandır farkında gerçi.
ama kaçıyo.
en iyi yaptığı şey.
kendince bahaneleri var bunun için.
ama yine de vazgecmez.
obsesif hafif.
hafif ne kelime.
farkeder mi ama aslan ? farketmezz!
bu kadar mantıklı olabiliyosa.
sen de olabilirsin.
kendini tanıyosun.
hem de çok iyi.
şmdi bu sana bi totem olsun.
baktıkça hatırla.
gerçekliğin farkına var.
cünkü dünya;
döndükçe dönüyo.
durduramazsın.
erteleme hiç bi şeyi.

s*

12 Aralık 2010 Pazar

Kenanıyaşa*

Kenan 'Yaparım Bilirsin' de şöyle sorar;
'Engel mi mesafeler aşk yoluna meşk yoluna?'
'Değer mi sebepsizken ayrılığa?'

Valla Kenancım şöyle söylemek gerekirse;
Engeldir mesafeler, aşk yoluna meşk yoluna.
Değmez aslen sebepsizken ayrılığa ama hayat bu yapıcak bişi yok.
Sorgulamaya da gerek yok.

Başka bir şarkısında ise şöyle der;
'Kal, gittiğin yerde mutlu ol.'
'Ya da gel kalbimde tahta sahip ol.'

Şimdi Kenan burda 2 yol gösterir dinleyicisine.
Ya kalmalı ya da gitmeli yol yakınken, mutlu son için.
Hayat ise bu seçimlerden ibaret.
Kimi zaman 2 kimi zaman 3 kimi zaman içinden çıkılamicak kadar çok yol var.

Siz siz olun da Kenanın her şarkısına aldanmayın çünkü insan;

İsmini yazmak ister gökyüzüne, suların ateşlerin üzerine, sen benle ben senle mutlu delicesineeeeee
tak etti canıma E gel yanıma! Gül yüzlü yarim gülsene bana, tak etti artık tak etti canıma çok özledim yine geeeeeeeeeeeeeeel.

P.S. bi ara bubu'ya binen herkes bunu ezbere bilmek zorundaydı.
Çoook kişi evinde çalıştı bu şarkıyı çook.

Esen kalın,
s*

Bağlabeniuzaklara*

'Bağlanmak' denince akla gelensin..
bağlılığın ta kendisisin..
gün gelir canın çekmez ışıklarını kapatırsın..
o zaman üzgün olduğunu anlarım..
bağlanmak istemezsin..
hayatta sorgulamam..
derdin varken sana sormam..
Soramam..
Sorsam da cevap vermezsin..
onarmayı denerim kimi zaman..
düzelmezsin..
cünkü bilirsin ki;
karşındaki yardım istemeden edilen yardım aslında eleştiridir.
ne zaman içten içten bakarım sana..
dua ederim varlığına..
o zaman yüzünden yansıyan ışıklara bakarım..
mutlu olduğunu anlarım..
benim için önemli olan da o'dur..
etrafına yaydığın ışıklar..
ve neşe'n.
sen mutluysan ben bağlıyım.
ben bağlıysam evet,
Yine ben mutluyum.
Seviyorum seni MODEMim.
Yavaş da olsan kimi zaman..
işe yaradığın sürece..
beni bağladığın sürece seveceğim seni.

Unutma MODEM,sen beni bağladığın sürece varım ben.

s*

9 Aralık 2010 Perşembe

biyen biyeen *

naber blog ?
-ben iyiyim babuş ya.
bildiğin baya iyiyim =)

s*

4 Aralık 2010 Cumartesi

bokunu çıkarma, çıkarttırma*

sen:
cok beğendiğim için dinlemeye başladığım sonra da bırakamadığım için 39283092890 kere dinleyip bokunu çıkardığım bi şarkı gibisin.
bi dönemimi adadığım;
ama sonra sıkıldığımı farkettiğim bi beste.
ilişkiler de öyle diil mi aslında ?
tabi ki öle.
soru mu bu ?
bi şarkı dinlersin.
çok beğenirsin.
birini görür hoşlanırsın.
sonra daha çok görmek istersin.
şarkıyı hergün hergün 3948039840 defa dinlersin.
kişiyi hergün hergün görmek için uğraşır, düşünürsün.
bi zaman sonra abarttığını anlarsın.
yavaştan bırakmaya başlarsın.
ama en güzeli nedir biliyo musunuz ?
2-3-4 ay sonra o şarkıyı tekrar dinlediğinde..
bi anda canlanır kafanda bütün anılar.
önce bi korkarsın.
o moda tekrar mı giricem diye.
sonra alışırsın.
şarkı güzel gelir kulağa.
tekrar başlamazsın ama..
aralara serpiştirirsin illa.
güzel gelir.
daha güzel gelir.
sonra senin listene girer.
artık aşkla diil, sevgiyle bakarsın.
şarkıya, ona, buna, şuna.
hayatının bi parçası olur.
abartmadan.
arada yoklayarak.
hatırlarsın.
neden mi yazdım bunları?

3 hafta evvel feci bi candan erçetin manyaklığım başladı.
4-5 şarkısına kafayı taktım.
ondan evel sezen..
ondan evel jack johnson..
ondan evel garou..
ondan evel spice girls..
ondan evel travis..
ondan evel biraz ibo..
ondan evel özcan..
diye gidiyo..
hatta geliyo..
ara vermiştim bi hafta candana.
demin yine dinledim.
ay nası hoş nası güzel.
ne sıkıntı ne bi şey.
ama takılmam.
haftaya yine dinlerim.
2 hafta sonra yine.

hayat aslında biraz böyle.
en güzeliyse..
bokunu çıkarmadığın süreçte.

Bokunu çıkarmayalım, çıkaranları uyaralım ki onlarda öğrensinler..
Yaşamadan bilsinler.
Biz böyle bi nesiliz.
böyle gördük, böyle yaptık.
Böyle de devam ederiz..
İnsan değişmez.
nası gördüyse o.

ne diyebilirim ki ?
ben İlkbahar çocuğuyum ve ben böyle olduğum için bahar.
iyi geceleriniz olsun,
s*

3 Aralık 2010 Cuma

takarimasu*

türkçe nası güzel bi dil ya.
ne kadar çok kelime var.
mesela geçen gün takıldım.
Takıntı' ya.
takıntı.
nası bomba bi kelimedir.
takılmaktan hatta takmaktan gelir.
39803840 tane anlama bürüyebilirsin.
takıntıyı çok sevmemin sebeplerinden biri de.
takıntılı olmam olabilir mi ?
takılıyorum.
kalıyorum.
bırakıyorm.
bi daha takılıyorum.
takıntısız yaşayamıyorum.
hayatımda hiç aynaya baktığımda boş bakmadım.
bunu çok içten söylüyorum.
çoğu zaman aynanın önünden ayrıldığınızda ;
bakmak istediğiniz her yere bakmadığınızı farketmez misiniz ?
gözüme bakarken,kaşıma bakarken..
hep kafam başka yerlerde.
sürekli bir sorgulama.
düşünme.
hayal etme.
ya böyle olsaydı ne olurdu.
anıları kafada taze tutmaya çalışmak.
hah onu diyodum.
sürekli hatırlamaya kendime hatırlatmaya çalışıyorum.
beynim gömdükçe ben çıkarıyorum.
hayır efendim geri geliceksiniz diye.
gitmeeek yooook öyle kolaydan =)
bazen bi anıyı silmem yıllar hatta yüzyıllar alıyo.
yaşamadım o kadar ama öyle ağır geçen bi vakit ki.
öyle geliyo.
gerçi ben hatırlamak istemediğim sürece anı silmiyorum.
boş biriktiriyorum.
anı silinmez ki zaten.
silmemek gerek.
takıntılı olunca hele.
ay aman.
takıldım ya =)

s*

2 Aralık 2010 Perşembe

ego bebeğim*

yüzümdeki tebessüm gitgide yayılıyo sanki..
gün ve gün.
hani o eski kahkahalarım var ya..
hah onları atmaya başladım sanki..
siliyorum bu 2 noktaları artık bu ne yau.
ama böyle değişik duygulardayım hani anlatamadığım.
hani çok DEĞİŞİK.
nötr bi hava.
istekli - isteksiz kimi zaman sessiz.
kafiyeli olsun diye yazmıyorum bunları
gerçekten hissettiğimden ,
gerçekten düşündüğümden.
çok üstü kapalı yazıcam belki ama,
ona bile tebessümle bakıyorum.
zaten gülmeye cok müsait olan ağzım
sürekli oynaşta bi sağa bi sola.
durduramıyorum.
görenler, noldu serena gül anacım diyolar.
gülüyorum.
her şey olucağına varır deriz.
evet varır.
ve her işte bir hayır vardır.
evet vardır.
klişeliği bi kenara atınca,
haklısın sen.
hep haklıydın.
kendi yüksek egomu tatmin etme çabam yüzünden
haklılığı göremedim.
olsun.
bu da olacaktı.
olsun.
yine okumam lazım o kitapları.
en azından bebeğim egomu sakinleştirmeyi tekrardan
hatırlamam lazım.
beyin bu unutmaz.
ama şöyle de bi şey var ki
hani yeni öğrenmiştim insanlara 'seni seviyorum' demeyi.
seni seviyorum diyebilmeyi.
başladım artık demeye.
denk gelmedi belki sana ama seni seviyorum
ne güzel demek!
kuralsız, kitapsız.
seni seviyorum.
son sözüm;
şu dünyadaki dengeleri kim kurduysa helal olsun ellerine sağlık,
ama o dengeler yüzünden canı yananlar bir gün gelip hesap sorarlarsa
beni de yanına alsınlar.

p.s. hüzünlü bitirmedim yazımı hayır.
sadece traji komik tebessüm kullanacağız burda o kadar =)

s*